Müşteri Deneyimi mi, Misafir Deneyimi mi?
"Yemek ve servis endüstrisinde sadece bir alıcı değil, ev sahibi gibi davranarak sadık misafir toplulukları yaratmanın yolları."
Birçok şirket "Müşteri Deneyimi" (Customer Experience - CX) kavramı üzerine büyük yatırımlar yapıyor. İşletmeler, süreçlerini kısaltmak, ödeme adımlarını kolaylaştırmak veya kişiselleştirilmiş indirim kodları sunmak için teknolojinin tüm sınırlarını zorluyor. Bunların hepsi çok değerli operasyonel adımlardır. Ancak yeme-içme ve restoran gibi doğrudan temasın yüksek olduğu hizmet sektörlerinde, kelime dağarcığımızı bir adım öteye taşımamız gerekir: Misafir Deneyimi.
"Müşteri işlem yapar; misafir ise ağırlanır. İlki rasyonel bir alışveriştir, ikincisi ise duygusal bir bağ."
Aralarındaki temel fark bakış açısındadır. Bir "müşteri" ile kurulan ilişki genellikle işlemseldir (transactional). Müşteri parasını verir, siz ona yemeğini veya hizmetini sunarsınız. Oysa bir "misafir" kapınızdan girdiğinde, ona sadece bir ürün değil, kendisini özel ve rahat hissedeceği bir alan vaat edersiniz. Misafirlik, Türk kültürünün de en derin kodlarından biridir ve bu kodları iş modellerine doğru entegre edebilen markalar pazarda devleşir.
Duygusal Bağ ve Sadakat
Müşteriler, fiyatlar yükseldiğinde veya daha avantajlı bir kampanya gördüklerinde başka bir markaya kolaylıkla kayabilirler. Ancak "misafirler", markayla aralarında duygusal bir bağ kurdukları için daha sadıktırlar. Onlar için şubenizin atmosferi, çalışanların güler yüzlü ilgisi ve hissettikleri samimiyet, rasyonel fiyat karşılaştırmalarının önüne geçer.
Beklentilerin Ötesine Geçmek
Harika bir misafir deneyimi tasarlamak için standart süreçlerin dışına çıkabilen inisiyatif alanlarına ihtiyaç vardır. Masasında zorlanan bir çocuğa balon getiren bir servis görevlisi veya doğum gününü fark edip küçük bir sürpriz yapan bir şube yöneticisi, misafir deneyiminin gerçek mimarlarıdır.
CEYLAN